‘Elinin Hamuruyla’ Tarihe ve Dünyaya Yön Vermiş Başarılı Kadınlar

Mucit olan bir Hollywood yıldızından cüzzamın tedavisini bulana ve ilk kadın spor yıldızına kadar, cesaretleri, yetenekleri ve başarılarıyla elini attığı her işi ve tarihi değiştiren kadınları sizler için derledik. Gelin bu güçlü kadınlar neler başarmış birlikte bakalım.? ?

1. Sybil Ludington: Kadın Paul Revere

26 Nisan 1777 gecesi, Albay Henry Ludington’ın 16 yaşındaki kızı Sybil Ludington, yaklaşık 400 askeri, İngiliz birliklerinin Danbury, Connecticut yakınlarına geleceği konusunda uyarmak için yaklaşık 40 mil yol kat etti. 

Paul Revere’ın yolculuğu gibi Ludington’ın mesajı da vatansever liderlerin savaşa hazırlanmasına yardımcı oldu.

Ancak Ludington, Revere’ın yaşının yarısından daha küçüktü ve ulaştırmak istediği uyarı için iki kattan fazla yol kat etti.

Paul Revere’ın yolculuğu Henry Wadsworth Longfellow’un destansı şiiri ile ölümsüzleştirilirken, Ludington 1975 yılında posta pulu ile onurlandırıldı. Ludington’ın, George Washington teşekkür etmek adına evine geldiğinde minnettar bir generalin takdirini bile aldığı söyleniyor.

2. Muazzez İlmiye Çığ: Dünyaca tanınan Türk kadın sümerolog

Sümerolog, bilim insanı, tarihçi ve öğretmen olan Muazzez İlmiye Çığ, İstanbul Arkeoloji Müzesi’ni Eski Ön Asya dilleri merkezi haline getirdi. Türkiye’nin yanı sıra Roma, İngiltere gibi yerlerde de çalışmalarına devam etti. 

Philadelphia Üniversitesi Müzesi Tabletler Bölümü’nde başkanlık yapan Prof. Kramer ile yaptığı çalışmalar Sümer edebiyatına yeni konular kazandırdı; bu sayede eksik bilgiler de tamamlandı. Birçok kitap yazdı ve çalışmalarından dolayı İstanbul Üniversitesi tarafından doktora unvanı ve ‘özgür insan’ unvanı aldı.

3. Claudette Colvin: İnsan hakları savunucusu

2 Mart 1955’te liseden eve giden otobüste koltuğunu bırakamayacak kadar yorgun olan Claudette Colvin, Rosa Parks’ın da aynısını yapmasından dokuz ay önce beyaz bir yolcu için yerinden kalkmayı reddetti. Daha önceki öncülerin anılarından ilham aldığını hissettiğini söyledi. 

‘Koltuğa adeta tutkalla yapıştırılmıştım’

15 Yaşındaki Colvin, Alabama’nın ayrımcılık yasaları Montgomery’yi ihlal ettiği için tutuklandı ve olayla ilgili haber yayıldıkça ailesi güvenliklerinden korkuyordu.

Colvin’in suçsuz olduğu kabul edildi ve şartlı tahliye edildi. Colvin, yaşadıkları nedeniyle ayrımcılık yasalarına itiraz etmek için Ulusal Renkli İnsanları Geliştirme Derneği (NAACP) tarafından seçilmese de, daha sonra ayrıştırıcı Montgomery’nin anayasaya aykırı olduğunu savunan Browder / Gayle’deki dört davacıdan biri oldu.

4. Türkan Saylan: Türkiye’de cüzzam tedavisinde, kız çocukları ve insan haklarında öncü

Eski dönemlerin kabusu olan cüzzam hastalığının tedavisini bulan Türkan Saylan, 1963 yılında İstanbul Tıp Fakültesi’nde ve İngiltere’de eğitim görmüş ve profesör olmuştur. İstanbul üniversitesi Tıp Fakültesi Dermatoloji Anabilim dalı başkanlığını yapmıştır. Dermatoloji kliniğinde öğretim üyesi olarak çalışmıştır.

Cüzzam çalışmalarıyla ilgilenen Saylan ‘Cüzzamla Savaş Derneği’ni kurmuştur. İstanbul Üniversitesi Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama merkezinin kuruluşunda yer almıştır. 1986’da Hindistan’da ‘Uluslararası Gandhi Ödülü’nü almıştır.

Sosyal Hizmetler Danışma Kurulu üyeliği, YÖK üyeliği, ÇYDD Genel Başkanlığı, TÜRKÇAĞ VE KANKEV Başkanlığı ve Cüzzamla Savaş Derneği Başkanlığı yapmıştır.

Yabancı dergilerde yayımlanan sayısız yayını vardır. Cüzzam tedavisindeki büyük katkılarıyla birlikte kız çocuklarının eğitimi ve insan hakları konusunda da sayısız çabası olmuştur.

5. Jane Addams: Toplumsal değişimin öncüsü

Kadınların oy hakkı savunucusu, konutsal yerleşimin kurucusu, barış aktivisti ve Nobel Barış Ödülü sahibi Jane Addams, sosyal reforma ömür boyu bağlılık lehine evliliği ve anneliği reddetti.

Addams ve arkadaşı Ellen Gates Starr, 1881’de İngiltere’ye gittiler ve burada fakirlere yardım etmek için özel bir tesis olan Londra’daki ünlü Toynbee Hall’dan ilham aldılar. 1889’da, Addams’ın geri kalan hayatında da yaşadığı Chicago’daki bir göçmen mahallesindeki eski bir malikaneye taşındılar.

Hull-House, çeşitli topluluklardan göçmenlerin toplanabileceği bir yerdi.

Addams ve diğer Hull-House sakinleri, çocuk işçiliğini ortadan kaldırmak, çocuk mahkemeleri kurmak, çalışan kadınların çalışma saatlerini sınırlamak, işçi sendikalarını tanımak, okula devam etmeyi zorunlu kılmak ve fabrikalarda güvenli çalışma koşullarını sağlamak için yasalara destek oldular.

Ateşkesten sonra, 1919’dan 1935’teki ölümüne kadar başkan olarak görev yaptığı Uluslararası Kadınlar Barış ve Özgürlük Birliği’ni kurdu. Sosyal hizmetin annesi olarak hatırlanan Addams, bugün dünyayı etkilemeye devam eden sosyal mevzuatı şekillendirdi.

6. Özlem Türeci: Covid-19 aşısını ilk geliştiren kadın

Dünyanın en güçlü 100 kadınından biri olarak seçilen Özlem Türeci İstanbullu Türk cerrahtır. Lisans eğitimini Saarland Üniversitesi’nde tamamladıktan sonra 1992’de doktorasını almıştır. 2002’de Johannes Gutenberg Üniversitesi’nde moleküler tıp alanında uzmanlaşmıştır.  

Alman biyoteknoloji şirketi olan BioNTech’in kurucusudur ve başındaki tek kadın oldu. Kanser hücreleri üzerine çalışmalar yaptı. Birçok ödül aldı.

‘Kanser İmmünoterapi Derneği’nin Başkanı olarak görev yapmaktadır ve 150’den fazla farklı kurum/kuruluş ve dernekte adı geçmektedir.

Eşi Uğur Şahin ile birlikte 2001 yılında kurdukları ve Türkçe ‘ganimet’ kelimesinden esinlendikleri ‘Ganymed’ adını verdikleri firmada kansere karşı mücadele gibi konularda çalışmalar yapmaya devam ettiler. 

2020’de COVID-19 için, başında olduğu BioNTech şirketi bir koronavirüs aşısı bulmaya yöneldi. Türeci, geliştirilmek istenen aşı çalışmalarında öncü rol oynadı.

7. Hedy Lamarr: Wifi gibi kablosuz teknolojilerin mucidi

Genellikle ‘filmdeki en güzel kadın’ olarak adlandırılan Hedy Lamarr’ın güzelliği onu döneminin en popüler aktrislerinden biri yaparken, aynı zamanda çok zeki bir mucitti. Besteci George Anthiel ile birlikte Lamarr, önceden ayarlanmış bir düzende farklı kanallar arasında sinyal atlamasını sağlayarak radyo yayınlarını gizlemek için bir teknik olan yeni bir ‘frekans atlaması’ yöntemini geliştirdi.

İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerle savaşmak için ‘gizli iletişim sistemleri’ oluşturuldu, ancak ABD donanması bulgularını görmezden geldi. Ancak yıllar sonra, diğer mucitler bu çalışmanın ne kadar çığır açıcı olduğunu fark ettiler. Bugün bir akıllı telefon kullanıyorsanız, Lamarr’a teşekkür edebilirsiniz. Kendisi iletişim/muhabere sistemi Bluetooth ve Wi-Fi dahil kablosuz teknolojilerin öncüsüydü.

8. Sabiha Gökçen: Türkiye’nin ilk kadın pilotu

Atatürk’ün manevi kızı olan ve Türk kadınlarının her alanda başarılı olabileceğini düşündüğü için Atatürk tarafından yetiştirilen Sabiha Gökçen dünyadaki ilk kadın savaş uçağı pilotudur. 

Sovyetler Birliği’nde Yüksek Planör Okulu’nda okumuştur ve planör öğretmenliği yapmış ve gerçekten de başarılarıyla, kadınların her alanda en iyilerden olabileceğini kanıtlamıştır.

9. Rosalind Franklin: DNA’nın yapısını ortaya çıkaran kadın

Rosalind Franklin, henüz 15 yaşında bilim insanı olmak istediğini biliyordu. Babasının karşı çıkmalarına rağmen üniversiteye kaydolarak sonunda kimya doktorasını aldı. Üç yılını röntgen teknikleri üzerinde çalışarak geçirdi ve DNA’nın yapısını incelemek üzere bir araştırma ekibine liderlik etmek için İngiltere’ye döndü. Yaptıklarının hepsini kadınların kolejinin kafeteryasında yemek yemesine bile izin verilmediği bir zamanda gerçekleştirdi.

Bilim insanları James Watson ve Francis Crick Franklin’in Fotoğraf 51 olarak bilinen DNA’nın çığır açan X-ışını görüntüsünü gösterdiğinde başka bir DNA araştırma ekibinin başında Franklin’e ihanet eden Maurice Wilkins vardı.

Fotoğraf 51, Watson, Crick ve Wilkins’in DNA’nın yapısını belirlemesini sağladı.

Franklin, 1958’de 38 yaşında vefat etmeden önce modern virüs bilimi/virolojinin temelini oluşturarak tütün mozaik virüsü ve çocuk felcini incelemeye devam etti. Watson, Crick ve Wilkins 1962’de Nobel Ödülü’nü kazanacaktı. Ancak inkar edilemez katkısına rağmen Franklin’in çalışmasından zar zor bahsedildi.

10. Afife Jale: İlk Türk kadın tiyatro oyuncusu

3 Nisan 1919’da Hüseyin Suat’ın Yamalar oyununda rolü oynayacak Eliza Binemeciyan’ın Paris’e gitmek durumunda kalması üzerine Emel rolünü oynamıştır. Bu rol ilk sahnesi olmasının yanında kimliğini gizlemeden, bir kadın rolünü oynadığı ilk oyundur. 

İlk kez sahneye çıkan Afife Jale bu deneyimiyle sahneye çıkan ilk Türk kadını ve cesaret örneği olmuştur. 1997’den beri adına ‘Afife Jale Tiyatro Ödülleri’ düzenlenmektedir. Birçok filme konu olan Afife Jale

11. Babe Didrikson Zaharias: İlk kadın spor yıldızı

‘Babe’ olarak bilinen Mildred Didrikson Zaharias, 1932’de takımının tek üyesi olarak ABD kadınlar atletizm şampiyonasına girdiğinde ulusal bir üne kavuştu. Sadece takım müsabakalarında yarışmasına rağmen beş müsabaka ve şampiyonluk kazandı. 1932’deki Los Angeles Olimpiyatları’nda ise bir gümüş ve iki altın olmak üzere üç madalya kazandı.

1934’te tamamen erkeklerden oluşan bir PGA Tour etkinliğinde oynayan ilk kadın oldu.

1946-47 yıllarındaki başarılarıyla, bugüne kadar golf tarihindeki en uzun galibiyet serisi rekorunu elde etti. Kadınlar Profesyonel Golf Derneği’ni 12 kadın golfçüyle birlikte kurdu. 

Kolon kanseri teşhisi konulduktan sadece bir yıl sonra, 1954’te ABD Kadınlar Açık’ı 12 vuruşluk rekor bir farkla kazandığında kalabalığı son kez büyüledi. ‘Associated Press’ ona altı kez ‘yılın kadın sporcusu’ unvanını verdi.

12. Fatma Aliye Topuz: Türk feminizminin öncülerinden olan ilk Türk kadın roman yazarı

Fatma Aliye, kız çocuklarının okumasının mümkün olmadığı bir dönemde, abisi için gelen öğretmenlerden dinledikleri ve öğrendikleriyle okumayı başararak ilk Türk kadın yazar oldu. 

Yazarlık hayatından önce, öğrenim sürecinde çok iyi bir şekilde Fransızca öğrenmişti. Kitap tercüme etmeye başladı. Georges Ohnet’in Volonte isimli roman il çevirisiydi. Bu roman Meram mahlası ile yayımlandı. Ahmet Mithat’ın dikkatini çekmesi üzerine birlikte ‘Hayal ve Hakikat’ romanını yazdılar. Tek başına yazdığı ‘Muhadarat’ kitabından sonra ‘ilk kadın roman yazarı’ unvanını aldı. Kitaplarında özgür ve başarılı kadınları ele aldı.

13. Sojourner Truth: Bir ırkı değiştiren ses

New York, Swartekill’de köle olarak dünyaya gelen Sojourner Truth, 1826’da küçük kızıyla özgürlüğe kaçtı. Güçlü bir sese ve inanca sahip Truth, kölelik karşıtı ve kadın hakları aktivistiydi. Özgürleşme, politikacılar, siyasi eylemler, ırkçılık, kadın hakları ve ayrımcılık üzerine yaptığı konuşmalar çok ses getirdi.

‘Ben bir kadın değil miyim?’ isimli konuşması en bilindik ve başarılı konuşmalarındandı.

Truth, 1883’te öldüğünde, Michigan, Battle Creek’teki cenazesi, kasabanın gördüğü en büyük cenazeydi. Kahramanca ve cesur hayatının etrafındaki pek çok kişiye nasıl dokunduğunun bir kanıtıydı.

14. Süreyya Ağaoğlu: İlk Türk kadın avukat

‘Hür Fikirleri Yayma Dermneği’ ve ‘Çocuk Dostları Derneği’nin kurucusu olan Süreyya Ağaoğlu, Türk tarihinin ilk kadın avukatıdır. Aynı zamanda kadın hakları savunucusudur. 

Tarihteki en cesur entelektüel olarak anılan Süreyya Ağaoğlu, Milletlerarası Hukuk Komisyonu üyeliği, Milletlerarası Barolar Birliği Yönetim Kurulu İdari Heyet üyeliği yapmıştır.

Hukuk fakültesine kayıt olmaya gittiğinde alay edilmiştir.

Ancak kendisi gibi avukat olmak isteyen kadınları da onunla birlikte götürdükten sonra fakültenin kadınlar için de açılmasın karar verilmiştir.

15. Jeanette Rankin: Kadınların oy kullanmasından önce engelleri yıkan kişi

1916’da Kongre’ye seçilen ilk kadın olan Jeannette Rankin’in siyasete olan ilgisi, 1910’da Seattle’daki Washington Üniversitesi’nde okula döndüğünde başladı ve devlet oy hakkı örgütüne katıldı. Dört yıl boyunca kadınların oy hakkı için çabaladı ve konuşmalar yaptı.

Temsilciler Meclisi’nde iki dönem görev yapan Rankin, ABD’nin her iki Dünya Savaşına katılımına karşı oy kullanan tek kongre üyesiydi.

Ayrıca Uluslararası Kadınlar Barış ve Özgürlük Birliği’nde görev yaptı ve anne ve çocuk sağlığı bakımı ile kadın işçilerin çalışma saatleri ve ücretlerinin düzenlenmesi için kampanya yürüttü.

Pasifist/barış yanlısı tavır ve anlayışını sürdüren Rankin, Vietnam Savaşı’na karşı çıkan yaklaşık beş bin feminist, pasifist, öğrenci ve diğerler birçok farklı görüşleri benimseyen insanlardan oluşan bir koleksiyon olan ‘Jeannette Rankin Tugayı’nın kurulmasına yardım etti.

16. Semiha Berksoy: Dünyaca tanınmış ilk Türk kadın opera sanatçısı

1910 doğumlu Semiha Berksoy, ressam ve ilk Türk kadın operacıdır. İstanbul Konservatuarı’nda eğitim almış Almanya’daki Berlin Devlet Yüksek Müzik Akademisi Opera Bölümü’nü birincilikle bitirmiştir.

Kariyerine 1934’te başlamış ve 1939’da Richard Strauss’un Ariadne Auf Naxos operasında oynadığı rolüyle Avrupa’da sahne alan ilk Türk opera sanatçısı olmuştur.

17. Chien- Shiung Wu: 30 Yıllık doğa yasalarını çürüten kişi

1912’de Çin’in Liu Ho şehrinde doğan Chien-Shiung Wu, Manhattan Projesi’nin bir parçası olarak Columbia Üniversitesi’ne alındı. 1943’te atom bombası üzerinde kıdemli bilim insanı olarak çalışarak radyasyon tespiti ve uranyum zenginleştirme üzerine araştırmalar yaptı.

1950’lerin ortalarında Wu’dan iki teorik fizikçi, Tsung-Dao Lee ve Chen Ning yardım istediler.

Bu yardım, (atomlar gibi iki aynalı fiziksel sistemin aynı şekilde davrandığını belirten) dalga fonksiyonunun tek veya çift sayı olma özelliğinin korunumu yasasını çürütmek içindi.

Kimyasal izotop kobalt-60’ı kullanan Wu, doğa yasalarının her zaman simetrik olmadığını ve 30 yıldan uzun süredir kabul edilen yasayı çürüttüğünü gösterdi. Wu’nun bulguya yaptığı önemli katkılara rağmen, keşif için 1957’de sadece Yang ve Lee Nobel Ödülü’nü aldı.

18. Leman Bozkurt Altınçekiç: İlk Kadın Jet Pilotu

İlk Türk kadın jet pilotu olan 1932 doğumlu Leman Bozkurt Altınçekiç, NATO’nun da ilk ve uzunca bir süre tek kadın jet pilotu oldu. 

1958’de jet pilotu brövesini taktıktan sonra 9 yıl boyunca F-84 ve T-33 jet uçaklarını uçurdu. Sonraki yıllarda Hava Kuvvetleri’nde çalışmaya devam etti ve  kıdemli Albay olarak emeli oldu.

19. Marsha P. Johnson ve Sylvia Rae Rivera: LGBTİ aktivistleri

1960’larda New York Greenwich’te öne çıkan LGBTQ aktivistleri ve trans bireyleri Marsha P. Johnson ve Sylvia Rae Rivera, filizlenen eşcinsel hakları hareketinde etkili öncülerdendi.

Johnson’ın tutuklanmaya direndiği ve ulusal LGBTQ hareketini ateşleyen ‘1969 Stonewall Ayaklanmaları’na da katıldı. Sivil haklar aktivisti, feminist ve pasifist Rivera, Eşcinsel Kurtuluş Cephesi ve Eşcinsel Aktivistler İttifakı’nı kurdu.

Birlikte, 1970’lerin başında Johnson ve Rivera, kaçak veya evsiz transseksüel ve travesti kadınlar için Sokak Travesti Eylem Devrimcileri’ni (STAR) kurdular.

Trajik ve korkunç bir şekilde, Johnson’ın cesedi, 1992 Onur Yürüyüşü’nden kısa bir süre sonra 6 Temmuz 1992’de Hudson Nehri’nde bulundu. Ölümü başlangıçta intihar olarak kabul edildi, ancak arkadaşları o günün erken saatlerinde tacize uğradığını gördüğünü bildirdi ve bu da ölümüyle ilgili şüphelere yol açtı. Rivera ise 2002’de hayatını kaybetti.

20. Safiye Ali: İlk Türk kadın doktor

1891 yılında doğan Safiye Ali, Amerikan Kız Koleji’nden mezun oldu. Kadınlar için tıp okumanın imkansız olduğu bir dönemde Balkan Savaşı’ndan gelen yaralıları gördüğü için doktor olmaya karar verdi. 

Tıp eğitimi almak için Almanya’ya gitmek durumunda kaldı. Kadın ve çocuk hastalıkları üzerine eğitim aldı ve Kurtuluş Savaşı bitimine doğru Türkiye’ye döndü. Ancak Türkiye’yi yurt dışında düzenlenen tıp kongrelerinde temsil etmeye devam etti.

Sağlık sorunları nedeniyle Almanya’ya geri dönse de çalışmaya devam etti.

İkinci Dünya Savaşı sırasında yaralanan hastaların bakımını üstlendi. Savaş sonrasında ülkesine geri döndü ve yakalandığı kanser sebebiyle hayatını kaybetti.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir