Rusya Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Şoygu’nun dediği gibi… “İstanbul, müzakerelerle ilgili ana platform haline geliyor.” İstanbul merkez haline geldikçe, Türk gazeteciler için gelişmeleri derinlemesine takip/analiz etme imkanı doğuyor. Yaşananlar ve daha sonra Batı basınına yansıyan haberler, 16 Mayıs’ta gerçekleşen ilk tur müzakerelerle ilgili yazdıklarımızı (Bakınız; Putin İstanbul’da Elini Gösterdi , 20 Mayıs) doğrular nitelikteydi. Önceki gün yaşanan önemli bir gelişme de 30 Mayıs tarihli,
“`html
Rusya Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri
Şoygu’nun belirttiği üzere, “İstanbul, müzakerelerin ana sahnesi haline geliyor.” Bu durum, İstanbul’un merkez konumuna gelmesiyle Türk basınının gelişmeleri yakından takip etme fırsatı bulmasına olanak tanıyor.
Gelişmeler ve Batı medyasına yansıyan haberler, 16 Mayıs tarihinde gerçekleştirilen ilk tur müzakerelerle ilgili daha önceki yorumlarımızı destekler nitelikte. (Bakınız;
İstanbul’da
, 20 Mayıs’ta belirttiğimiz gibi, “
Savaşı Rus Topraklarına Taşıyacaklar
” başlıklı yazımızı, gelişmelerin doğruladığını söyleyebilirim.
Bir gün sonra, Ukrayna’nın İstanbul’daki ikinci tur müzakerelerine yaklaşırken düzenlediği insansız hava aracı saldırısını anmak önemli. Bu, karmaşık bir operasyondu; 4 bin kilometre içerideki dört askeri üs hedef alındı.
Bu durum, hem savaş tarihi açısından hem de Rusya’nın durumu göz önüne alındığında
büyük bir dönüşüm anlamına geliyor.
ASİMETRİK SALDIRININ ÜÇ SONUCU
Medya sayfalarında detayları buldunuz, bu nedenle derinlemesine girmeyeceğim. Ancak bu gelişmenin savaş üzerindeki üç önemli sonucunu vurgulamak istiyorum. Birincisi, saldırı, kamikaze dronelar ile yüklü TIR’ların askeri üslere yaklaşması ve 117 adet FPV dronunun bu TIR’lardan fırlayarak hedef almasıyla gerçekleştirildi. Bu,
Ruslar için kayda değer bir istihbarat açığı
oluşturuyor. İkincisi, Rusların üslerinde konuşlu bulunan
40’tan fazla ağır bombardıman ve savaş uçağını (TU-95, TU-22M3, A-50) kaybetmiş olmaları.
Uzmanlar, bu FPV dronların birim maliyetinin yaklaşık 120 bin dolar olduğunu belirtiyor.
Rusların kayıplarının ise 2 milyar dolara yaklaşmış olması
dikkat çekici. Asimetriyi bir düşünün!
ZELENSKİ MASAYI DENGELEDİ
Üçüncüsü, Ukrayna’nın bu saldırısı, Çırağan Sarayı’nda oluşturulan müzakere masasında Kiev’in elini güçlendirmek için yaptığı bir stratejik hamledir. Rusya da benzer bir eylemde bulunmuştu. İlk tur müzakerelerin ardından Rusya, Kiev’i drone saldırıları ile (298 drone, 69 füze) hedef almıştı. Ukrayna, bu saldırıyla Moskova’nın bu hamlesine karşılık verdi. Ayrıca,
Avrupa füzelerinin çatışmada kullanımına yönelik mesafe kısıtlamasını kaldırmıştı. Zelenski, bu saldırıyı,
Avrupa’nın füze ve kaynaklarını kullanmadan
gerçekleştirdi. Yani, uzun menzilli Avrupa füzelerini gelecekteki aşamalar için muhafaza etti. Dolayısıyla, üçüncü sonuç şudur: Zelenski, İstanbul’daki barış müzakerelerinde
şartları -psikolojik açıdan da- dengelemeyi başardı.
Taraflar bu şartlar altında masaya oturdular.
UKRAYNA ÇOCUKLARINI İSTİYOR
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan
, ilk tur müzakerelerin ardından Moskova ve Kiev arasında yoğun bir tempo ile gidip geldi.
ile bir araya geldi. Fidan, “Sayın Erdoğan’ın ev sahipliğinde, Trump, Putin ve Zelenski’nin İstanbul’daki buluşmaları taçlandırılabilir” görüşünü ortaya koydu.
İlk tur müzakerelerden çıkan iki sonuçtan bir tanesi, 1000 kişilik esir değişiminin gerçekleştirilmesi oldu. Bu işlem tamamlandı. İkincisi ise tarafların ateşkes için gerekli şartların yer aldığı yazılı belgeleri birbirlerine ulaştırmasıydı. Ukrayna’nın ikinci tur müzakerelerde neler talep ettiğini biliyoruz.
Bunu şöyle özetleyebiliriz: Bir. En az 30 günlük bir ateşkes. İki. Kapsamlı bir esir değişimi… Üç.
Rusya’ya götürülen (sayısının 20 bine ulaştığı söyleniyor) Ukraynalı
çocukların (kimliklerinin değiştirildiği, aileleriyle bağlantılarının kesildiği iddiaları bulunmakta) geri alınması… Dört. Ukrayna’ya askeri kısıtlama getirilmemesi (Rusya bu şartı ilk turda öne sürmüştü)… Beş. Moskova’nın ele geçirdiği Ukrayna toprakları üzerinde Rusya’nın egemenliğinin uluslararası planda tanınmaması ve Ukrayna’ya tazminat ödenmesi (Rusya, bu toprakların kendisine ait olarak tanınmasını ve tazminat taleplerinden vazgeçmesini istemişti)… Altı. Son olarak Zelenski ve Putin arasında bir görüşme ile barış anlaşmasının imzalanması…
ÇIRAĞAN’DAKİ FOTOĞRAFIN ANLATTIKLARI
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü
Öncü
, Çırağan görüşmelerinin ardından “Görüşmeler olumsuz geçmedi” şeklinde bir açıklama yaptı (Bu, diplomatik bir dildir; başarıyla sonuçlandığına dair bir vurgu değil, temkinli bir ifadedir). Zelenski, “Yeni bir esir takası için hazırlık yapıyoruz” bilgisini paylaştı.
Bu makale gazete gönderildiğinde, toplantının sonuçlarına dair Rus tarafından herhangi bir açıklama yapılmamıştı. Dolayısıyla Moskova’nın bu taleplere yanıtını ilerleyen süreçte görebileceğiz. Ancak görüşmenin içeriğine dair
önemli işaretler veren bir fotoğraf
üzerinde durmak istiyorum.
16 Mayıs’ta yapılan ilk tur müzakerelerde
Dışişleri Bakanı Fidan’ın
yanı sıra toplantıya
da katılmıştı. Dün yapılan ikinci tur görüşmelerde ise Türk heyetinde Fidan ve Kalın’ın yanı sıra
Genelkurmay Başkanı Orgeneral Metin Gürak
de yer aldı. Gürak’ın hemen yanında
Genelkurmay Plan Prensipler Başkanı Tümamiral Alper Yeniel
oturuyordu.
Genelkurmay Başkanı’nın müzakerelere katılması oldukça dikkat çekici.
Plan Prensipler Başkanlığı’nın, askeri konularda stratejik planlamalar yapma gibi önemli bir sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu nedenle, Türk heyetindeki bu yapı değişikliğine dikkat edilmesi önemlidir.
Deniliyor ki… “Ukrayna tarafı da Savunma Bakanı düzeyinde katıldı, bu katılımlar protokol gereğidir.” Ancak bana kalırsa bu durumun ötesinde bir anlam var. Fotoğrafa baktığınızda, “O masa etrafında bir barış durumu oluşursa
ve
Ukrayna’da garantörlük meselesi
üzerine de müzakereler yapılmış olabilir gibi bir izlenim ediniyorum.
barış sonrası sürecin konuşulmaya başlandığı şeklinde yorumlanabilir.
Yani, ilerleme var, barışa bir adım daha yaklaşılmış gözüküyor. Yanıldığım ortaya çıkarsa, kısa zamanda netleşir.