mckinsey raporu 2050ye kadar tamamen karbonsuzlasma mumkun gorunmuyor 6Q13vGbN.jpg
  • Haber
  • McKinsey raporu: 2050’ye kadar tamamen karbonsuzlaşma mümkün görünmüyor

    McKinsey & Company Raporuna Göre Küresel Enerji Sektöründe Karbonsuzlaşma Zor Görünüyor

    Küresel enerji piyasasında artan talep, tedarik zinciri darboğazları ve ekonomik belirsizlikler nedeniyle Paris İklim Anlaşması hedeflerinden uzaklaşılırken, 2050’ye kadar küresel enerji sisteminin tamamen karbonsuzlaşması mümkün görünmüyor.

    McKinsey & Company’nin hazırladığı “Global Energy Perspective 2025” raporu, enerji dönüşümünün hızının yavaşladığını ve dünya genelinde emisyonların Paris İklim Anlaşması hedefleriyle uyumlu olmadığını ortaya koydu.

    Raporda modellenen 3 senaryoya göre, 2100’e kadar küresel sıcaklık artışı “Sürdürülebilir Dönüşüm” senaryosunda 1,9 derece, “Devam Eden Momentum” senaryosunda 2,3 derece ve “Yavaş Evrim” senaryosunda 2,7 derece olacak. Bu tahminler, 2024 projeksiyonlarına kıyasla 0,1 derece daha yüksek.

    Küresel Enerji Talebi Artışını Sürdürüyor

    Enerji talebindeki artış devam ederken, en büyük talep artışının Hindistan, ASEAN ülkeleri ve Afrika’dan geleceği öngörülüyor. “Devam Eden Momentum” senaryosuna göre küresel birincil enerji talebinin 2050’ye kadar yüzde 10 artması bekleniyor. OECD ülkelerinin talebi ise neredeyse sabit kalacak.

    Rapora göre, özellikle veri merkezleri, sanayi ve binalar elektrik talebinin ana sürükleyicileri haline gelirken elektrifikasyonun hızla arttığı belirtiliyor. 2050’de elektrik tüketiminin 2023 seviyesinin 2 katına çıkması bekleniyor.

    Amerika Birleşik Devletleri’nde sadece veri merkezlerinin elektrik tüketiminin, 2030’a kadar yıllık ortalama yüzde 25 artarak ülke elektrik talebinin yüzde 14’üne ulaşabileceği öngörülüyor.

    Fosil Yakıtların Enerji Karışımındaki Hakimiyeti Devam Ediyor

    Fosil yakıtların küresel enerji karışımındaki varlığını uzun süre koruyacağı tahmin ediliyor. 2050’de enerji tüketiminin yüzde 41 ila 55’i fosil yakıtlardan sağlanacak. Doğal gazın, emisyonu yüksek yakıtların yerini alarak büyümesini sürdüreceği, kömür kullanımının ise Çin, Hindistan ve Endonezya’da yüksek seviyelerde kalacağı öngörülüyor. Ayrıca, küresel petrol talebinin 2030’a kadar günlük 103-109 milyon varil aralığında zirve yapacağı ve ardından yatay seyredeceği tahmin ediliyor.

    Düşük Karbon Teknolojilerinde Geride Kalındı

    Raporda, düşük karbon teknolojilerinin yayılmasında hedeflerin gerisinde kalındığı vurgulanmaktadır. Çin’in elektrikli araçlar segmentinde ve ABD ile AB’nin nükleer enerji alanında ilerleme kaydettiği belirtilirken, güneş enerjisinde hedefe ulaşma potansiyeli bulunmasına rağmen rüzgar projelerinde maliyet artışları nedeniyle birçok yatırımın iptal edildiği ifade ediliyor.

    Raporda, enerji dönüşümünün yalnızca karbon azaltımı değil, aynı zamanda enerji güvenliği ve ekonomik sürdürülebilirlik ekseninde ilerlemesi gerektiği vurgulanarak, “Uygun fiyatlı, güvenilir ve düşük karbonlu enerji çözümleri bir arada sunulmadıkça küresel enerji dönüşümünün mümkün olmayacağı” değerlendirmesinde bulunuldu.

    Geçen yıl küresel birincil enerji talebinin yaklaşık yüzde 2 oranında arttığı ve bu artışın yaklaşık yüzde 65’inin Asya-Pasifik bölgesinden kaynaklandığı belirtiliyor.

    Energy Institute verilerine göre, fosil yakıtların enerji karışımındaki payının hala yüksek olduğu ortaya konmuştur. Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre ise geçen yıl petrolün küresel enerji talebindeki payının ilk kez yüzde 30’un altına düştüğü, kömür talebinin ise yüzde 1 arttığı aktarılmaktadır. Bu veriler, geçiş sürecinde ilerleme olduğunu ancak fosil kaynaklara olan bağımlılığın hala önemli olduğunu göstermektedir.

    Bir yanıt yazın

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    4 mins