İş adamları… Gazeteciler… Yayınevleri… Organize işler bunlar… Kendini yazdır, kendin al

Çocuklar geçenlerde arkadaşlarla yeni çıkan kitaplardan bahsediyorduk.

Konu döndü dolaştı, yayıncıların dünyasına ve oradaki çetrefilli işlere geldi…

Bizim Mülkiye çevresi malum hep emekli.. Eh hepsinin de hatrı sayılır çevresi olduğunu belirtmeme lüzum yoktur..

Kimdi, neydi, ne yayınlandı derken konu döndü dolaştı yozlaşmaya, etik değerlerin çürümesine geldi. Şimdi bir örnek vereceğim:

İstanbul’da yaşayan bir dış bağlantılı iş insanı var.

Çocuklar bu İstanbul ne entrikalı yer…

İş insanı, gazeteci, yayıncı üçgenine bakın şimdi:

İŞ İNSANI – GAZETECİ ORTAK YAPIMI

Kafanız karışmasın diye en baştan anlatayım…

İstanbul’daki bu iş insanı kendisine “haksızlık” yapıldığını söyleyerek bir organizasyon kuruyor ve yeniyetme bazı gazetecilerle görüşmeye başlıyor…

REKLAM HABERLER YAPILIYOR

Bu yeniyetme gazeteciler önce reklam haber taktiğini deniyor.

Bu taktik artık yetmemeye başlayınca işin boyutu değişiyor.

Madem her gün PR haberler yapılıyor, yayınlanıyor, bunu biraz da gelire çevirmek lazım değil mi? Bunu da nasıl yapsalar, hemen trendlere bakılıyor… “Eee kitap yazalım”

Gazetecilik ne hale geldi? Tek istekleri çok satan kitap yazıp meşhur olmak değil aynı zamanda cepleri de doldurmak… Yani asıl amaç para kazanmak.

İyi de bir iş adamının kitabı satar mı? Kim merak eder de alır? Kafa yormaya ne gerek var, ona da yöntem bulunuyor. Anlatacağım…

ÖNCE YAYINEVİ BULMAK GEREKİYOR

Ama önce bunlara bir yayınevi bulmak gerekiyor. ..

Kitap işi önce muhalif isimlerin kitaplarını yayınlayan yayınevine gidiyor.

Ancak o yayınevi bu kitabın reklam ve operasyon için yazıldığını anlayarak reddediyor.

Uzunca bir süre yayınevine baskı yapmaya çalışsalar da başarılı olamıyorlar.

Sonra ne mi oluyor? Elini sallasan yayınevine çarptığından bulunuyor bir tanesi, basılıyor kitap…

Kitap çıkar çıkmaz da bu iş insanı 50 bin adet satın alıyor. Gelsin paralar…

Aynı yöntemi Ankara’daki bir belediye de denedi, şimdilik bende kalsın o…

Yani bu iş insanından sözde gazetecilere para böyle aktarılıyor.

Alan razı veren razı…

Ne güzel iş değil mi?

LOKANTA MI İŞLETİYORSUNUZ BEYLER…

Peki nerede kaldı etik değerler? Ya da etik nedir bilmeyenlere mi kaldı kitapların basım – yayım işi?

Öyle ise vay halimize…

Kendin pişir – kendin ye gibi, biyografi yayınla, yazdığına sat… Ne ala memleket.

Velhasıl bu aralar yayıncılar arasında böyle bir polemik almış yürümüş durumda çocuklar. Bizim de çenemizi epey yordu desem yalan olmaz…

Çürümenin hızla dört bir yana nasıl da yayıldığını görünce vallahi çarpıntı tutuyor benş…

Hürrem Elmasçı

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir